ARAMAZSANARAMAYAR

Yükleniyor...

28.2.12

Behzat 'Ç'?

Biz Behzat amirimi hep Behzat Ç. olarak bildik. Beraber çalışmaya başlamadan önce de hep emniyetteki abilerden Behzat Ç diye duyardık. Beraber çalışmaya başlayınca da uyarmışlardı sormayın diye, hiç sormadık. Ağzımıza sıçar neme lazım. Sonra bir gün, Harun da daha yeni katılmıştı ekibe o ara, Behzat amirimin doğum günü. Ben bi' şişe votka almışım amirime, Hayalet tespih verdi, bizim müdür de, arkadaşı ya Behzat amirimin akademiden, nesine güvendiyse amirime tahtadan oyulmuş isimlik yaptırmış. Masaya koymasıyla beraber, başta Behzat amirim hepimiz donduk kaldık. Amirimin soyadı açık açık yazıyo isimlikte. Hepimiz gördük Ç'nin arkasını yani. Behzat amirim soyadını masadaki kartlarla kapadı. 'Görmediniz, duymadınız, bilmiyorsunuz' dedi. 'Birinizden bir tek şey duyarsam amınıza korum' dedi. 'Neyi görmedik amirim?' diye sorduk Hayaletle birlikte aferini aldık. Harun salağıysa bir yandan kendini gülmemek için zor tutuyo, kahkahayı bastı basacak, bir de üstüne 'Soyadın da iyiymiş amirim, Atatürk mü verdi?' diye espri yaptı gerizekalı. Amirimden ilk şaplağı o zaman yedi zaten kafasına. Behzat amirim işaret parmağını tehdit eder gibi hepimizin üzerinde dolaştırdı bir süre Harun'a daha fazla vakit ayırarak. İyi, tamam, görmedik bilmiyoruz da 'Çıtıpıtı' diye soyadı mı olur amına koyim.
Akbaba.

Saçsız Kral.

Nuh desin, peygamber derim.
Borç istesin, veririm.
Üzerine rahat bişeyler giysin, viskileri tazelerim.
Referandum yapsa, evet derim.
Havada durdum dese, şahidi olurum.
Yüzümü istese, astarını bile veririm.
Sofraya otursak, o başlamadan yemem.
Suç işlese üstüme bile alırım.
Çaldırıp kapatsa ararım.
Kontör istese atarım.
Kelimi öp desin, öperim.
Söğüş yapsın, yerim.
Öl dese ölmem belki ama öldür dese öldürürüm.
Turşu kursun, yerim.
Saç ektirsin, tararım.
Soba kursun, yakarım.
Kooperatif kursun, ev alırım.
Kız olsam, veririm.

Halamınbıyığıolsaydıamcamolurduspor.

Forveti olmayan hiçbir takım başarılı olamaz. Barcelona da olamaz, Real Madrid de olamaz. Beşiktaş'ın öncelikli sorunu budur.
Çünkü iyi bir forvetin varsa, ne kadar kötü oynarsan oyna. ne kadar kötü takım olursan ol bir şekilde maçı kazanırsın. Kazanabilirsin. En basit örneği de Galatasaray'dır. Kaleye 4 şut atarlar, 3'ü kaleyi bulur ve 3'ü de gol olur.

Sen 2 tane bomboş pozisyon bulursun atamazsın, yenilirsin. futbol bu kadar basittir. Beşiktaş'ın da forveti yoktur. O yüzden en iyi oynadığı maçla en kötü oynadığı maç arasında fark yoktur. Bir türlü gol atamaz her iki halde de.

Ricardo Quaresma, senede 3.75 milyon euro kazanan bir adam. Senede oynadığı maç sayısı 20-25. Yarısında sakat, yarısında cezalı. senede kazandırdığı maç sayısı 3 bilemedin 4. Hadi extreme durum olsun 5 diyelim. Maksimum. Maç başına top kaybı sayısı 10 falan. Açabildiği isabetli ortaya da ortalama 1-2 diyebiliriz en fazla. Pas zaten atmıyor.

Simao Sabrosa, senede 2.3 milyon euro kazanıyor. Senede oynadığı maç sayısı 30 falan. 35 ya da öyle bir şey. Top kaybı yok. Pas hatası yok. İsabetsiz şut yok. niye? Çünkü 35 maçta ayağında toplam 35 kez top değmiyor. Topa doğru 35 kez hamle bile yapmıyor. O yüzden takıma faydasını geçtim, zararına dair bile bir şeyler yazamıyoruz.

Hugo Almeida, senede 1.65 milyon euro kazanıyor. Senede oynadığı maç sayısı 30 civarı falan. Boyu 195. Her maç kalktığı kafa topu sayısı 20 diyelim. Arkadaşlarına isabetli indirdiği kafa topu sayısı 2 bilemedin 3. Kaleye atabildiği kafa topu sayısı ise 0.5'i geçmez maç başına. Ayağıyla isabet sayısı 0. Top kazanma 0. Ama aldığı para 1.65 milyon euro.

Şimdi bu adamları toplayınca 7.6 milyon euro civarı bir para çıkıyor ortaya sanırım. Bu işsiz adamlara bu kadar para veriyorsun. üçünün toplam kazandırdığı maç sayısı 10'u geçmiyor. Peki ya kaybettirdikleri? 7.6 milyon euro'yu bir kenara bıraktım, asıl kaybettirdikleri maçlar nolacak? Koşmadıkları. Oynamadıkları. Doğru düzgün bir katkı yapmadıkları maçlar?

Fiyat/performans düzeyi dünyadaki en kötü oyunculara sahip takımız. Bu bilinsin diye yazıyorum.

24.2.12

Paranormal Activity 4.

Remember Remember the Third of November. 3 Kasım 2011, Dinamo Kiev maçında son dakikada ki karambol halı sahada ki karambollere bile taş çıkartan cinstendi. En son böyle bir karambol Normandiya Çıkarması'nda görülmüştü. Allah'ını seven defansa gelsin sözünün uygulamalı göstergesi gibiydi. Çok adam o gece bölük pörçük uyudu. Uyanır bi' daha uyur, bunun kabusuna devam edersin Brezilya dizisi gibi.

Fakat Braga maçıyla bi' farkı vardı bu karambolün. Karambolün gerilimi 16 saniye sürmüştü, dünkü maçın ise tam 69 dakika. 69 dakikalık bir gerilim filmi. Üstelik siyah-beyaz.

1 haftadır tur garanti diyenler maç esnasında ne yaptılar acaba? Nasıl garanti abi? Al gördük ebemizi tersten 90 dakika boyunca. İlk maçta 1 tane atak yiyince herkes klasik rakibi amatör görme handikapına tutuldu. (Geçen senede böyle idi. Kimi elesek amatör dediler. Geçen seneki sözde amatör Plzen, Şampiyonlar Ligi'nde Barcelonalı ölüm grubunda aslan gibi oynadı bu sene)

Neyse, tur geldi fakat ilk laf Carvalhal'a.

Abicim İnönü'deyiz ya. Kendi sahanda, 30 bin taraftarının önünde forvetsiz çıkacak bir takım olabilir mi arkadaş? Tamam eyvallah, Braga'yı Braga'lıdan bile iyi bilen sensin ama sen Beşiktaş'ı bilmiyorsun demek ki. Bu sahada bu kadar tutsak oyun olur mu lan? Mustafa Denizli yapmıyordu bu kadarını.

Bizim takım son yıllarda bunu hep yapıyor. Daha evvel de bir çok kez yazdım. Bazen inanılmaz panik oyunu oynuyoruz. Bu maç, golden sonra Almeida girene kadar ve ikinci devre tamamen panik oynadık. İnanılmaz ya. Takım resmen çocuk gibi. Oyunu soğutamıyoruz. Bunu bi' beceremiyoruz ihtiyacımız olan zamanda. Bunun sebebi de top yapan adam azlığı.

Simao 90 dakika yoktu yine. Neden bu kadar uzun süre forma veriliyor? Fizik gücü yok. Sıfır. Yoksa fizik gücü olsa Simao her türlü mükemmel oyuncudur ama fizik sıfır. İk yarı Necip yerine o çıkmalıydı kesinlikle. Necip tamam belki ofansif anlamda yok ama defansif anlamda çok değerli. Bu kadar rakibi kabul ettiğimiz oyunda Necip gerekliydi.

En büyük şansımız stoperlerin sağlam olması. Rakip bu derece baskı yapmış ve üstüne 10 adamla rahat rahat gelirken inanılmazlardı. Arada hataları oldu ama bu kadar baskı stoperlere yıkılmaz. Yıkılırsa tabiki sekecekler. Buna rağmen sadece 1 gol yedik.

Takımın ofansif gücü de düşük aga. Bunu sene başı dedik. Yazdık. Guti gitmeli ama mutlaka ofansif  bir orta saha lazım diye dedik her seferinde. Alves gelince acaba mı demiştim hatta.
Orta saha çalışkan. Ernst, Necip, Veli. Ancak 3'ünün de ofansif yönü sıfır. Takımı öne çıkaracak adam değil 3'ü de.

Ee senin orta sahan bu 3 oyuncudan kurulu. Olmaz abi. Olmaz. Bunu da yemin ediyorum bir çok kez söyledik daha evvel. Detaylı detaylı yazdık. Şampiyonluklar kovalayan 1 takımın gol atması şarttır. Sezonda 3 kulvarda minimum 75 gol gerekir. Bu rakama ulaşman için ya sezonda toplam 50 gol atacak 3 tane forvetin olacak ya da orta sahan gol atacak.

Beşiktaş'ın orta sahasında Veli, Necip, Ernst'in sezonda atacağın toplam maksimum gol 5 olur. Fernandes'de 3-4 tane atsa 10 diyelim. Yetmez abi. Bu rakam varsa o zaman forvetlerin Higuain ile Suarez olacak.

Q7 ile Simao da gol yollarında etkisiz. Simao sezon başından beri yok. Q7 ne zaman form tutsa orospu çocuğunun biri sakatlıyor kasti olarak. Sonuç olarak böyle baskı yiyorsun işte. Ofansif etkinlik yapamazsan rakip 10 kişi yüklenir sana. Bu kadar basit. 

19.2.12

Ersan Adem Gülüm, Ne Yaptın Be Gülüm?

 
İlk yarıda Beşiktaş'ın futbolu İzzetpaşa Spor Kulübü kalitesindeydi.

Veli Kavlak orta sahadan sol beke geçince, Beşiktaş çok güzel oynadı o ara baskılı, çünkü Veli dediğimiz gibi ofansa sıfir katkı yapan bir adam, hatta söyle diyeyim sol bekte oynarken çok daha fazla katkı yaptı. En iyi maçını oynadı bu bağlamda.

Q7 çıktıktan sonra 10 dakika Gençler yaslandı Beşiktaş'ın üzerine, Q7'nin markecisi Cem Can eliyle düzeltip bir gol bile attı. O ana kadar orta çizgiyi geçmemişti. Q7'nin defansif açıdan önemini göstermesi bakımından önemliydi.

Emre Belezoğlu'nun her maç defalarca yapıp kart görmediği hareketi, Manuel Fernandes bir pozisyonda yapınca sarı kart gördü ve Galatasaray maçında cezalı duruma düştü. Beşiktaş'ın en etkili oyuncusunu iki derbide de yoksun bırakan hakemleri kutluyor, başarılarının devamını diliyorum. Bi' galibiyeti içimize sindirmediniz...

Ha bu arada Julio Alves'in oyuna girmesiyle rahatlamıştım, hala onun oynadığı hiç bir maçta kaybetmedik.

12.2.12

Atın İntikamı.

# Osasuna dakika 4'te 1-0 öne geçti.
# Dakika 8'de Alexis kaleciyle karşı karşıya kaldığında çalınan ofsayt yanlış karar.
# Dakika 22'de Osasuna'nın attığı 2. gol ofsayt. Çalınmadı.
# 55'te Osasuna'nın 3. golünde topu rakibe atan tipik Valdes ve yere yatmaya tenezzül etmeyen ve haftalardır sıçışta olan Pique.
# Haftaya Valencia maçında kart cezalısı durumuna düşen Alves ve Mascherano.
# 81'de iptal edilen Barcelona'nın golü yine hatalı karar. Adamın bir teması yok.
# İlk yarıda Osasuna'nın, ikinci yarıda Barcelona'nın futbol oynaması.
# İlk yarıda üst üste 3 pas yapamayan, ikinci yarı ölümüne gol arayan bir Barça.
# Hava -5 derece, saha buzlanmış. tüm bu şartlarda Barça için yine bir deplasman, yine zor bir sınav.
# Tüm bunlara karşın Xavi, İniesta, Cesc kenardayken Thiago, Roberto ve Mascherano gibi alakasız bir orta saha ile maça çıkan Guardiola.
# Guardiola'nın şaka gibi 11'i ve her golde bir hatası olan, haftalardır dökülen Pique.
# Sakatlıklar ve Guardiola ikilisinin büyük çabalarıyla ligin kaybedilmesi.

CA Osasuna'nın ikinci yarı geriye yaslanarak 4'ü 5'i kaçırdığı maç oldu aslında bi' bakıma.

FC Barcelona'nın bir maç aradan sonra 2012 yılı performansına geri dönüşü, bir önceki maç mest eden Gerard Pique'nin 3 golde de adamını kaçırması ile birleşince La Liga 2011-2012 sezonu erken bitti. Stoperdeki performansına defaatle methiyeler düzdüğüm Javier Mascherano'nun, orjinal yeri olan orta sahada, ilk yarı boyunca çok etkisiz kalması da dikkate değerdi.

Hava ve saha şartlarının Barça'nın oyununu etkilediği iddia edilebilir ama Los Rojillos da aynı  sahadaydı ve özellikle ilk yarı gayet iyi oynadılar. Dikkatimi çeken bir konu, bir çok pozisyonda Blaugrana oyuncularının dengelerini kaybetmeleri oldu. Nike ve Adidas'ın kaygan zemine uygun kramponu yok mu acaba, diyecek oldum, Osasunalı'lar da bu ayakkabılardan giyiyorlar. (Puma'yı düşünmedim bile çünkü sadece bir FCB oyuncusu Puma kullanıyor ve Francesc Fabregas bu aralar ne giyse bir boka yarayacağı yok.)

Ha bir de Josep Guardiola'ya soracaklarım var. Cidden son bir aydır seyrettiğimiz Cesc'in maçı kurtarmasını bekliyor olamazsın değil mi? Lionel Messi'yi bu güne kadar hiç dinlendirmeyerek, şansını biraz fazla zorlamadın mı?

Real Madrid Şampi.

Red Red Wine.

Manchester United forumlarında maçın sonunda, tünelde Patrice Evra ile Luis Suarez arasında bir tartışma çıktığı ve yaklaşık 5 dk sürdüğü yazılmış. Ayrıca Liverpool tarafından "Evra Suarez'in elini sıkmadı" açıklaması geldi denmiş. Sir Alex Ferguson'un açıklaması ise şöyle: ''Suarez'in Evra'nın elini sıkmadığına inanamıyorum.O Liverpool için bir yüz karası. Bir daha Liverpool gibi tarihi olan bir takımda oynamamalı. Olay çıkmasına sebep olabilirdi. Irkçılık önemli bir durum ve John Barnes'a muz fırlatıldığından beri uzun bir yol aldık. Ayrıca Evra galibiyeti o şekilde -Suarez'in önünde zıplayarak- kutlamamalıydı.''

Aslında yine United'ın defans veya kaleci hatalarından gol yemeye devam ettiği maçlar zincirinden birini daha seyrettik. Durum 1-0, 2-0 veya 3-0 olsun, rakip Blackburn, Wigan Athletic veya Manchester City olsun, bu sezon her maç diken üstünde geçiyor.

Sanki Manu-Liverpool maçı değil de, Swansea-Manu maçı izler gibiydik biraz da. Maçın ilk anları ve Bellamy, Carroll oyuna girdikten sonraki bir kaç dakikayı saymazsak "Nasıl olsa yenilicez, ballıysak beraberlik gelir. Bitse de gitsek" havasında bir Liverpool vardı.

Bi' ara Steven Gerrard'ın halı sahada sözü geçen adam gibi Andy Carroll'un yanına gidip "Sen yoruldun koçum, hadi biraz defansta dur" demesini bile bekledim.

11.2.12

Old Trafford'un Old'u.


Maçtan bahsetmeden önce şunu söylemeden edemeyeceğim, sözleşmesi yenilenen Ryan Giggs şu anda Premier Lig’de olan 12 takımdan daha fazla Premier Lig maçına (589) çıkmış.-ki aralarında Manchester City'de(568) var.-

Geçen hafta Stamford Bridge'de 3-0 öne geçen Chelsea'ye ikinci yarının belirli bir periyodunda 3 gol atıp evine beraberlikle dönen Manchester United ile Tottenham ile Anfield Road’da baskın oynamasına rağmen golü bulamayan Liverpool mücadelesi. Bu sezon başından bu yana iki defa karşılaştı kırmızılılar. Manchester United ilk maçta, Anfield Road’da Hernandez’in golüyle beraberliği yakalamıştı ama FA Cup mücadelesinde Anfield Road’da Liverpool’a boyun eğmişlerdi.
Bu hafta yine İngiltere’de kaptanlık mevzusu konuşuldu. Capello’nun sikerim oynayacağınız oyunu deyip istifa etmesinin ardından hafta başından bu yana İngiltere Milli Takımı’nın başına kim gelecek diye konuşuluyordu. Tottenham’ın hocası Harry Redknapp bir çok isim arasından sıyrılan isim oldu. Sir Alex Ferguson da bu milli görev için Redknapp’ın en uygun aday olacağını söyledi. Hatta birkaç oyuncu da bunlara Rooney’de dahil Redknapp’ın gelmesini istediklerini söylediler. Tabi Rooney’nin bu tarz bi’ açıklaması hırçın İrlandalı Roy Keane’i pek memnun etmedi. Rooney oyununu oynasın dedi. Hatırlayanlar olacaktır, daha önce 2001-2002 sezonunda bir Şampiyonlar Ligi maçından sonra takım arkadaşlarına giydirmiş sizde ruh yok diye.

Suarez sezonun ilk yarısında oynanan maçta Evra’ya ırkçı ithamlarda bulunduğu için ceza almıştı 8 maç. FA Cup maçında Anfield tribünleri Evra’ya ne zaman top gelse yuhaladı. Bugün muhtemelen Suarez sahada olacak ve Manchester United tribünlerinin ne tepki vereceği merak konusu. Geçen hafta oynanan Totthenham maçında oyuna sonradan dahil olmuş bir oyuncuya tekme atıp sarı kart görmüştü Suarez. Maçtan sonra Guardian’da ve Dailymail’de Suarez ile ilgili bir kaç yazı çıkmış.

Bir diğer satırbaşı Ryan Giggs’in Manchester United ile olan sözleşmesini bir sene daha uzatması. Otobiyografisi’nde ‘’Manchester United’in bana ödediği her kuruşun karşılığını bir tek Giggs ile açıklayabilirim’’ diye Alex Ferguson dün Giggs’in sözleşmesini bir sene uzattı.

Bunun dışında FA Cup maçından sonra iyileşen oyuncular oldu Manchester United’da. Daha önce bir çok maçta sakatlık sorunlarından bahsetmiştik ama bugün oynayacak olan Liverpool maçıyla hafta içinde oynanacak olan Ajax maçına bir çok oyuncu dahil olacak. Bir çok sakat oyuncusunun iyileşeceğini söylememize rağmen hala birkaç oyuncusundan eksik olarak çıkacak bu maça Manchester United. Kaleci Andres Lindegaard, hıyar Fletcher, hem United’in hem Liverpool’un formasını giyen Michael Owen, büyük umutlarla alınan ama en büyük işlevi takım otobüsüne en önce binip arkayı kapmak olan Anderson ve beğendiğimiz Phil Jones bu maç oynayamayacak oyuncular. Bunun dışında Tom Cleverley ve Chris Smalling’in maça yetişeceği söylenmiş. Liverpool tarafında ise Lucas sakat bildiğim kadarıyla. Jose Enrique ise durumu belirsiz oyuncu.

# Bu sene Manchester United oynadığı 24 lig maçının 12 tanesinde kalesinde gol görmemiş.
 
# Liverpool rakip olunca bol miktarda kırmızı kart gören Vidic akla geliyor tabi. Hatırladığım kadarıyla 3 defa kırmızı kart gördü Liverpool maçında.

# Liverpool’la oynanan son iki Premier Lig maçında da gol attı Javier Hernandez.

# Manchester United ile Liverpool arasında oynanan son 10 maçın 8 tanesini kazanmış Manchester United. Hatta bu maçlardan 5 tanesinde kalesinde gol görmemiş.

# Old Trafford'da Liverpool ile oynanan son 7 Premier Lig maçının 6 tanesini kazanmış Manchester United. Kaybettiği maç sanırım Ronaldo’nun United’la Torres’in Liverpool’da oynadığı zamanlar 1-4 kaybettiği maç.

Sivas Ellerinde Sazım Tutuşur.

Sivas 4 Eylül Stadı'nda devre arasında mehter marşı çalıyor. Evet. Ben de ayağa kalkıp iki ileri bi' geri adım atarken bulunca kendimi öyle farkettlknbjsşfvnaşlvjşalbvjlacklvjhaj. Ulan 2012 oldu be. -derken maça geçelim-

Öncelikle dünkü maçta anlam veremediğim üç şey vardı:
Birincisi, Ersan Adem Gülüm neden oyuna girdi?
İkincisi, sahanın kenarındaki şerit halindeki temizlenmemiş kar da neydi?
Üçüncüsü ve en önemlisi, Sivasspor'lu oyuncuların şortunda niye Tony Montana yazıyordu?
Sonradan öğrendim ki Tony Montana Sivaslı tekstil firmasıymış. Şerit ise alttan ısıtmanın o kısmı bozulmasıyla oluşmuş. Ulan iki adam çıkıp temizleyemedi mi o kadarcık karı? Ersan konusunda mantıklı bir açıklama gelmesini beklemiyorum.

Carvalhal efendiye gelince, mutludur sonuçtan eminim. Adam daha geçen gün amacının play-off'lara kalmak olduğunu söylemişti. 3. ya da 4. olmuşsun farketmez, 6 ya da 15 puan fark yemişsin önemli değil, play-off olsun da. Hem play-off için mücadele eden başka bir takıma da deplasmanda yenilmedi ne güzel değil mi? Adamın hedefleri bu kadar işte ne yapacaksın! 1-0'ın üzerine yatmak için 2 hücum oyuncusunu çıkarıp 2 savunmacıyı sokan adamın Yılmaz Vural'dan ya da aynı tipteki hocalardan ne farkı kaldı. Karşında Valencia mı var yoksa Inter mi? Yoo, bildiğin Sivas, hem de bugün geçen haftalardaki kadar tehlikeli olamayan bir Sivas. 2. yarı geriye yaslandığın zaman tekrar canlanan ve son yarım saat galibiyeti kaçıran Sivas.
Hocayı bugüne kadar çok ağır eleştirsem de hep hatalarından vazgeçip yine de sezon sonuna kadar takımın başında kalsın istiyordum. Şu an da görevini bıraksın demiyorum ama yarın çıkıp böyle bir karar verse artık üzülmem.

Bizi bu hale tüpçü getirdi her zaman olduğu gibi. Hani 2 aydır ortada yok. Takım çöktü hala ortada yok. Kulüpler Birliği'nden başka hiçbir yerde başkanı görmüyoruz. Gören duyan?

Resmen dipteyiz. Önce o gidecek. Sonra Ekrem Dağ gidecek. Önce Ekrem Dağ gitmeyecek. Önce Carvalhal gitmeyecek.

Önce tüpçü gidecek. Bu kadar basit. 

8.2.12

O.

Seni sevmek lunaparkta ki kamikaze gibidir.
Kamikaze dönmeye başladığında, fıldır fıldır turladığında, mide ile göğüs arasında ki yerçekimsizlik veya serbest düşüşten kaynaklanan, bazen hoş gelen bazen de eziyet çektiren acayip duydu vardır devamlı, ve devamlı insanı "ne olur bitsin bu , yok yok bitmesin, ya ölürsem?"
Aşık olmak o kamikaze gezisidir.

Düşmek gibidir seni sevmek...
Oyun parkında salıncaktan düşerken kapılınan yüksekliğin doruğunda ki havada asılı kalma duygusu gibidir. Tahteravallinin çeneye çarpmasında ki sersemlik gibidir.
Sarhoşluktur.
Serbest düşmedir.

Zatürre gibidir seni sevmek...
Yeterli ilgi, dikkat, özen gösterilmezse vereme dönüşebilir.

"Dikkat köpek var!" yazan uyarıyı göre göre çitlerden atlamaktır seni sevmek.

Sen... ben... bir de şarap olsa...
Dalgalar da sahil de büyük olsa...
Yorulana kadar çene çalsak...
Göğsüme yaslansan...
Beraber şarkılar söylesek...
Sen heyecanla bi'şeyler anlatırken ben kendimi sende kaybetsem...
Dondurma yesek küçüğü benim olsa...
Birbirimizin olsak...

6.2.12

Geliyorum Geliyorum Geliyorum Gelemedim Dur.

Beşiktaş sahada öksüz gibi top oynadı dün. Bir boşluk vardı, bir zevksizlik. Onlardan çok ben öksüz hissettim galiba.

O kadar eksikle, gerçekten de bir boka benzeyemedi Beşiktaş. Alınanlar olacaktır belki ama, üzüldüm lan ben resmen. O kırmızı kart alan koca koca adamlar, dün oynayamayanlar, az küfür yemediler.

Böyle olmamalıydı bu maç. Biraz dolu olmalıydı. takımda, düşünebilen bir adam olmalıydı. Ama dün, sanki herkes acemiydi. Biraz ürkekti. Üzücü.

BeşiktaşBeşiktaş yapan adamlar var ya hani, ismini söyleyince Beşiktaş gelir aklına hemen, İbrahim Üzülmez gibi, İlhan Mansız, Pascal Nouma gibi.

Ama Holosko, Edu, Ekrem deyince Beşiktaş gelmiyor abi benim aklıma. Ernts deyince geliyor ama bak. Egemen deyince gelmiyor, ama Necip deyince geliyor. Bilmiyorum.

Bugün Beşiktaş sahada 11 kişiydi beki ama, Beşiktaş olacak kadar 11 kişi değildi.

Ersan ve Tanju seçimleri gayet cesur ve yerindeydi. Holosko tercihi ise bir o kadar korkak. Ersan'ı sol beke koymaya cesaret eden hoca, Burak Kaplan'ı da sahaya sürmeye cesaret edebilmeli. Ne kaybedeceksin ki? Holosko'yu koyup ne kazandın? Burak Kaplan tercihi sana en fazla ne kaybettirebilir?

Tanju Kayhan ilk yarıdaki diri Stoch'un karşısında etkisiz olsa da, ikinci yarıdaki güzel performansıyla sevindirdi. Hilbert ve İsmail'in tek alternatifi olarak düşünülebilir. Ekrem Dağ'ın bu takımda yatacak yeri olmamalı zira.

Veli Kavlak da Beşiktaş'ta yeri olmayan bir diğer oyuncu. Yok efendim "savaşçı", yok efendim "gizli kahraman". Bi' siktirin gidin ya. Büyük takım iddiasındaki bir ekibin banko oyuncusu Veli Kavlak olamaz arkadaş... Hem Mehmet Topuz hem de o adını bile anmak istemediğim bücür orospu evladı bu adamı üçe katlar. Fenerbahçe'nin orta sahasında onlar oynarken biz neden Veli Kavlak'a iyi demek zorundayız yahu? Ben kabul edemiyorum bunu.

Kaç maçtır formundan düşen Ernts, dün sahanın en iyi adamıydı Pektemek ile birlikte. Keşke o golü atabilseydi, takıma üzüldüğüm kadar kendisinin emeğine üzüldüm valla. Bu takımda sonsuz kredisi olan tek adamdır Ernts. Kendisini sevmekten vazgeçemeyiz. Pektemek sana da helal olsun lan. Kaç tane pozisyonda tek başına ayakta kaldın. Takım toparlandıkça daha da iyi olacaksın, biliyoruz.

Tribün olayları ilgili ise sözüm şöyledir. İlk maçta müze kapılarını kırıp işte stadınızı bastık diyerek kendi kendine eğlen, tribüne zarar ver, buralarda Çarşı bitmiş diye atıp tut, ondan sonra Beşiktaşlı'ların adam gibi durmasını bekle. Stad öyle basılmaz böyle basılır diyerek cevap verilirir o zaman, müstehaktır.

184 adet plastik koltuk, 7 pvc kapı, 3 demir kapı, 10 batarya, 7 rezervuar, 10 köpüklü sifon, 7 musluk, 1 müdahale kapağı, 1 ahşap kapı, 3 deri koltuk, 1 ahşap masa, 1 adet 5x5 pvc, 7 adet 120x50 pvc, 4 adet 50x90 pvc, 1 adet 350x3200 folyo baskı (tribün reklam panosu), 1 adet 2.5x1 metrekare fibergas, ses yayın panosu, dış klima hortumu, klima dış ünitesi, 20 adet 2x40 armatör, 22 adet 26 watt ampul, 3 adet çiftli elektrik anahtarı, 30 metrekare fayans, 72 adet 15x7 tribün sıra numarası pvc, 2500 metrekare badana, 1 plaka betopan, ağ hasarı (150 metrekarelik tek parça ağ yanmış)

Her Gördüğü Portekiz'liyi Jose Mourinho Sanan Chelsea.

Manchester United dün attiğı iki golle beraber attığı son 5 golün 4'ünü de penaltıdan atmış oldu. Stoke City maçında önce Hernandez sonra Berbatov. Dün de Rooney 2 defa penaltıdan atarak bunu yaptı.

Bu maçta verilen ikinci penaltı Türkiye Ligleri'nde verilseydi eğer aylarca ne penaltı atan takımın şike yaptığı kalırdı ne de hakemin sülalesi. Ivanovic penaltı olmadığını bildiği halde küçük bir itirazdan başka bir şey yapmadı. Bizde olsa sırf oyun bile 5 dk dururdu en azından. Ellerini arkalarına bağlamış futbolcuların bellerini ileri doğru çıkartarak hakeme çüklerini vurdurmalarını, hakemin üzerine yürümelerini izlerdik.

Son olarak bu maça 7+ oynayanlar De Gea'yi vursalar ceza almazlar. Mata'nın o vuruşu nasıl kurtarılır lan? (bknz: üstte.)

5.2.12

Çok Sakat Var.

Ligin ilk yarısında Old Trafford'da oynanan maç 3-1 Manchester United'ın üstünlüğüyle bitmişti. Torres inanılmaz bir gol kaçırmıştı hatırlayanlar olacaktır. Bu maçtan önce Premier Lig'de ki puan tablosunda City ile aynı puanda çıkıyor United. Diğer taraftan Chelsea'de zirvede ki iki Manchester takımının 12 puan gerisinde 4. sırada. Önlerinde Tottenham arkalarında Newcastle, Liverpol ve Arsenal triosu var. Hafta içinde oynana maçlarda Manchester United bir tanesini Javier Hernandez'in diğerini Dimitar Berbatov'un attığı penaltıyla geçti. Chelsea evinde canavar olan Swensea City'e konuk oldu. Eski oyuncusu Sinclair golü attı ama Bosingwa'nın son dakika golüne engel olamadılar ve maç 1-1 berabere bitti.

Geçtiğimiz haftanın başlıklarına ve Alex Ferguson'un haftalık cuma basın toplantısına bakacak olursak satırbaşlarını dört ana başlık altında toplayabiliriz.

Bunlardan ilki ırkçılık konusu ve Jhon Terry'nin kaptanlık mevzusu. Jhon Terry'nin daha öncesinde İngiltere Milli Takımı kaptanlığı alınmıştı eski takım arkadaşı Wayne Bridge'nin karısıyla bir ilişki yaşadığı için. 1 sene civarında da kaptanlık verilmedi ama sonrasında Capello kendisinin cezasını çektiğini düşündü ve kaptanlığı yeni vermişti ki bi' daha alındı. Bu sene oynanan QPR maçında Rio Ferdinand'ın kardeşi Anton Ferdinand'a ırkçı ifadeler kulladığına dair bir dava açıldı kendisine. 1 şubatta bu dava oldu ama davaya bakan hakim davayı Euro 2012 bitişinden sonrasına erteledi. Bir çok federasyon üyesi bu olaylardan rahatsız olduğu içi Terry'nin kaptanlığının elinden alınmasını istedi ve kendisinin kaptanlığı cuma günü tekrar elinden alındı. Irkçılık yapılan kişi Rio Ferdinand'ın  kardeşi olduğu için bugünkü maç öncesinde gerginlik yaşanabilir. Yanılmıyorsam federasyon QPR ile Chelsea arasında oynana FA Cup maçından önce iki takımın da el sıkışmasını yasaklamıştı bu ırkçı dava yüzünden. Rio Ferdinand'ın nasıl bir tutum sergileyeceği de maçtan önce belli olacak ama Alex Ferguson basın toplantısında kendisiyle bu konuyu konuşucağını söyledi. Cumartesi günü Daily Mail’de İngiltere Milli Takımı’nda ki bazı oyuncuların Jhon Terry ile beraber oynamak istemediklerini söylendiğine dair yazılar çıktı. Gareth Barry ve Scott Parker’in bu oyuncular arasında olduğu söyleniyor Rio Ferdinand da sanırım Terry’nin yerine kaptan olmak istemiyor çünki kendisi yeden kaptandı. Kendisi twitter’da ‘’Son olan şeylerden sonra milli takımda kaptan olmak istemiyorum. Sadece United için oynamak istiyorum, bu sayede eskisi gibi mutlu olacağım.’’ yazdı. Andre Villas-Boas’sa Terry’nin kaptanlığı almayacağını ve ona destek olduğunu yazıyor aynı gazetede.

Bir diğer konuysa Manchester United’ın kaleci sıkıntısı. Daha öncesinde De Gea’nın gözünde problem olduğunu ve ameliyat olması gerektiği haberleri yer almıştı medyada. Bu güz sorunu aslına bakılırsa Atletico Madrid günlerinde kendisinin yaşadığı bir sorundu ama kulüp bu göz operasyonunu ertelemişti. Kaleyi Lindegaard’a kaptırdı birkaç hafta boyunca De Gea. Geçen hafta oynanan Liverpool maçında yediği hatalı gol United’ın kupadan elenmesine yol açtı bir bakıma. Hafta içinde oynana Stoke City maçındaysa iki kalecinin de sakat olmasından dolayı Amos’u aldı kaleye. Lindegaard’ın sahalardan 4-6 hafta kadar uzak kalacağı haberi geldi cuma günü. Chelsea maçı öncesi De Gea’nın durumu belirsiz. Eğer o geçmezse kaleye Amos geçecek muhtemelen. Bunun dışında Tomasz Kuszczak’ın sezon sonunda sözleşmesi sona eriyor ve kendisi düzenli forma giyeceği bir takımda forma giymek istediğini belirtmiş.

Sakatlık sorunu bu sene Manchester United’ın en çok sıkıntısını çektiği konuydu. Yanılmıyorsam sezon başından bu yana sadece 3 maçta Alex Ferguson aynı kadroyla sahaya çıktı. Sezon başından bu yana en az 15 oyuncu minimum 1 hafta, bazı oyuncularsa 2 aydan uzun bir süre sakat kaldılar. Hafta içindeki antremanlarda Wayne Rooney, Rio Ferdinand ve sezonun ilk yarısında ki Manchester City maçından bu yana forma giymeyen Ashley Young, Nani ve Tom Cleverly takımla beraber çalıştı ve bu saydığım oyuncular da neredeyse takımın iskeletinin oluşturan oyuncular. En az 3 tanesi sahada olacaktır.
Bir diğer konuysa hafta içinde oynanan Everton-Manchester City maçında maçın tek golünü atan Ex-United’lı Darron Gibson. Gol attıktan sonra Wayne Rooney twitter üzerinden kendisine övgü dolu mesajlar çekmiş. Rio Ferdinand’sa kendisinin sahip olduğu restoranda Gibson’a ymeek ısmarlayacağını söylemiş Stoke City maçından sonra da Alex Fergosun’a sordular Darron Gibson’un golünü. O da ‘’Bu planın bir parçasıydı.’’ Dedi ve gülümsedi.

İki takımın eksik olan oyuncularına bakarsak Didier Drogba Afrika Kupası’na gittiği için ve Ramires sakat olduğu için orta sahada olamayacak. Bunu dışında Gary Cahill, Frank Lampard ve Obi Mikel’in durumlarıysa maç saatinden belli olacak. Bunun dışında Ashley Cole kart cezalısı. Manchester United tarafındaysa yukarda saydığım durumu maç saatinden belli olacak oyuncular dışında Andres Lindegaard, Daran Fletcher, Nemanha Vidic, Michael Owen, Fabio da Silva Anderson, Phil Jones sakat olan oyuncular. Manchester United’da kart cezalısı adam bulunmuyor.

# Stamford  Bridge’de 10 karşılaşmada sadece 4 gol atmış United. Geriye doğru gidersek biri Şampiyonlar Ligi’nde Rooney attığı, diğeri Premier Lig de yine 1-0 biten ve Rooney’in attığı, kalanlarıda ben hatırlamıyorum.

# Chelsea ile oynana son 7 Premier Lig maçında Rooney gol atmış.

# Bu sezon Premier Lig’de ki en iyi deplasman takımı Manchester United. Toplamda 26 puan toplamışlar ve en az golü yiyen takım olmuşlar deplasmanda.

# Manchester United tarihinde Chelsea’ye karşı 6 defa hat-trick yapılmış. En son hat-trick’i de 65 yılında Denis Law yapmış. Yakışır abime.

# Premier Lig döneminde bu iki takım da birbirine 50’şer gol atmş.

#  Stamford Bridge’de ki son 13 Premier Lig maçında sadece 1 defa galip gelebilmiş Manchester United. 2002 yılında vurdurmayın Scholes, oralardan golü var Nistelrooy ve yedek kulübesinde bol bol oturduğundan evden kendi minderini getirmesine izin verilen ilk Manchester United topçusu Solskjaer.

# Chelsea’ya karşı Manchester United ile tüm müsabakalarda oynadığı son 4 maçından galip ayrılan tarafmış sahadan. En son 2-1 biten maçta yenilmişlerdi.

# Rio Ferdinand eğer bugün Chelsea karşısında forma giyerse bu Manchester United forması altından Premier Lig’de ki 256. maçı olacakmış. Ve bu maç sayısı kiminkine eşit? Evet bildiniz, Jhon O Shea.

# İki takımın da formasını giyen 20 kişi varmış. Ben Juan Sebastian Veron deyip özet geçiyorum.

Chelsea’ye attığı 7 gol de güzel olan ve 1997’de futbol tarihinin en hızlı şutlarından birinin çekip Chelsea’ya golünü atan Beckham’a da selam olsun.

Looking For Eric.

 
“-Peki, en çok hoşuna giden an hangisiydi?
-Bir gol değildi?
-Bir gol olması lazım Eric? Hadi ama, FA Cup’ta Liverpool maçının son dakikası… Beckham köşe vuruşunu kullanır, kaleci çıkar topu yumrukla uzaklaştırır, top göğsüne çarpar, yere sektiğinde çakarsın, top ağları havalandırır?
-Hayır
-O zaman Wimbledon olması lazım? Topa doğru koşarsın, top sana doğru gelmektedir, topun açısını, dönüşünü hesaplamaktasındır, rüzgarın yönünü, hızını, herşeyini…Sağ ayağını uzatıp topu havada durdurursun, top bacağından havalanır, tekrar uzanıp şut çekersin, dünyadaki gelmiş geşmiş en iyi vole kaleye girer.
-Bir pastı.
-Pas mı?
-Tanrım, Spurs maçında Irwin’e verdiğin pas. Evet! Harikaydı.
-Zekiydi, iki ayağını da kullanıyordu. Birden kafamda şimşek çaktı, ayağımın dışıyla hafifçe dokundum. Herkes şaşırdı. Koşarken topa çaktı. Kalbim yerinden çıktı sandım.
-Hediyeydi.
-Evet, bir adaktı.
-Ya Kaçırsaydı?
-Takım arkadaşlarına güvenmek zorundasın.

4.2.12

1 Kala.

6 Şubat 1958. Münih havaalanında ki uçak kazasında Manchester United'lı 7 topçu hayatını kaybediyor. 2008 yılında, yani bu kazanın 50. yıldönümünde Manchester City ile Manchester United arasında oynanan maçta iki takım da eski formalarla ve eski bir topla maça çıkmıştı. Belki bu seferde yapılabilir böyle bir şey.

Terso Gidiyordu Herşey.

Son haftalarda Fenerbahçe içeride iyi, Beşiktaş her yerde kötü.

Fenerbahçe temmuz ayından beri kafası kesilmiş tavuk gibi. İyi oyuncularını satmış, yerlerine gelen yeni oyuncular onların boşluğunu dolduramamış görünüyor. Son Samsun maçı gösterdi ki futbolcular da istek hırs ve motivasyon namına hiçbir şey yok.

Beşiktaş ise senelerden beri süregelen istikrarsızlığı ile anılıyor. Her sezon iki ileri bir geri, üç maç kazan iki maç kaybet mantığı ile devam ediyor. Skora etki edebilecek, giden maçı geri çevirecek oyuncular var ama onlardan da bu maçta faydalanamayacağız.

Genelde kalede Cenk olmasını beklerken Rüştü oluyor, forvette Mustafa Pektemek oynamalı dediğimizde yedek yedek oturtuluyor, Edu ve Ekrem oynamaz dediğimizde ilk 11'de çıkıyorlar karşımıza.

Ama asıl önemli olan forma içindeki oyunculardan ziyade, sahaya çıkacakların o formanın bilincinde olmaları.

3.2.12

Sesimi Duyan Var Mı?

Sözlerime Allah belanızı versin diyerek başlamak istiyorum. Allah hepinizin belasını versin. Amını siktiniz amını, şu genç yaşımda verem oldum, götverenler. Alındığı günden bu yana ne sikime yaradığı belli olmayan bir Simao, sikinin keyfine hareket eden Q7 ve gelmiş geçmiş en kötü golcü Almeida, elim ayağım titriyor hala. Ulan bir takım üç pas yapamaz mı 90 dakika boyunca amına koyim ya? Kaleye tek bir şutu olamaz mı? Vay babam, vay gardaş, 20 Camel'i ağzıma sokasım var.

Birbirine yaklaşmayan, küçülmeyen, top bizim bir oyuncunun ayağında ve markaj altındayken yardıma gelmeyen, ayağa pas bekleyen bir takım Beşiktaş.

Bunun üstüne bir de sakatlık sonrası kariyer dibi yapmış Ekrem Dağ, aylardır Türkiye'ye transferi için kesinlikle soruşturma açılmalı dediğim Edu, statik ötesi forvet Almeida, formsuzluk abidesi Simao falan eklenince ortaya çıkan sonuç bu.

Beşiktaş maçı kazansa da durum değişmiyor. Görüntü sabit. Beşiktaş tembel oyun oynuyor. Koşmadan futbol oynanmıyor. Çok yetenekliysen az koşsan kafi ama hele yeteneksizsen deli dana gibi koşacaksın açığını kapatmak için. Mesela İbrahim Üzülmez.

Fikstür sorunu filan da değil bu. Fernandes mesela, kesik yemeden evvel önündeki topa bile adım atmazdı. Ayağa beklerdi topu. Kesikten sonra her topa koşmaya başlamıştı. Takım şuan komple koşmayan halde. Ayağa top bekleyen takım. Dakika 87, Beşiktaş sol açığa top şişiriyor, topu Ernst alıyor, bir anda etrafında 3 Mersin İdman Yurdu'lu oyuncu bitiyor, bu mücadele yaklaşık 7-8 saniye sürüyor, Lig Tv kamerası alttan bir görüntü veriyor, görüntüde bütün Beşiktaş'lı oyuncular yürüyor ve Ernst'e kimse yardıma gitmiyor sonuç olarak top kaptırılıyor. Kimse takım oyunu, takım ruhu var demesin. Hele Türkiye Ligi'nde kim iyi oynuyor ki gibi mazaretler söylenmesin.

Bence bu takım idmanlarda iyi çalışmıyor. Takım resmen güçsüz. Ayrıca da beceriksiz. Rahat pozisyonda bile orta yapamayan, koşu yoluna pasın hesabını yapamayan topçularımız var. Takımda miyadını doldurmuş oyuncular var. Sabrosa artık kafasında futbola bitirmiş. Ernst mücadele gücünden çok kaybetti. yaşlanıyor. Beşiktaş formasını haketmeyen oyuncular daha feci. Edu'nun değil Beşiktaş'ta sıradan bir anadolu takımında bile yeri yok. Ekrem Dağ bu takımda daha fazla kalamaz. Hiç uzatmaya gerek yok aslında. Bu takımın sıkı bir temizliğe ihtiyacı var. Sabrosa, Almeida, Holosko, Edu, Ekrem Dağ, Tabata(pardon onu sattılar) bu takımdan uzaklaştırılmalı.

Gelelim Ricardo Quaresma'ya, bugün bir kez daha gösterdiği üzere, işine, takım arkadaşlarına saygısı olmayan bir adam. Kendini attırmak için çabaladı. Kırmızı kart görmeden bir kaç dakika önce, gereği olmayan bir şekilde rakip oyunucuya kasıtlı olarak sert girmişti, daha sonra ise rakip orta sahasının ortasında hiç gereği yokken sert bir faulle takımını eksik bıraktı. Bir adam oyuna girdiği 20-25 dakika içerisinde bu denli nasıl kontrolünü kaybedebilir anlamakta güçlük çekiyorum. Üstelik haftaya bir derbi varken, takımın ona ihtiyacı varken. Bu ciddi bir karakter sorununa delalet eder. Kendisiyle ilgili bir diğer nokta ise, 1.5 ayda aldığı kilo meselesi. Eğer kendine iyi bakmış ve aklında sadece futbol oynamak olsa, bu denli kendini salmazdı zannediyorum. Birde diyorlar Pascal'da saçma sapan kart görüyordu diye. Aynı şey mi? Bu adam takım mağlup diye hırs yaptı, sinir yaptı diye mi kırmızı kart gördü? Hayır. Büyüyen götünü ve göbeğini kaldıramadığı, çalım yapamadığı için egosuna yenik düştü, manasız bir hareketle çıkıp gitti.  Şu kilolu haliyle gösterdi ki, zaten futbol oynamaya şu an icin hazır değil. Bu da bence, yönetim zaafiyetidir, 2 hafta Portekiz'de tedavisi için kalmasını anlayabilirim ama, 1.5 aylık süre zarfında nasıl olur, başı boş bırakılır ve kendini tabiri caizse salmasına izin verilir ben inanın anlayamıyorum. Ayrıca hiç zannetmiyorum ki, Inter ya da Chelsea'de iken oynamadıgı dönemlerde Portekiz'de tatil yapmış olsun.

Hiç uzatmaya gerek yok. Hiçbir oyuncu hiçbir takımdan üstün değildir. Hiçbir taraftardan üstün degildir.
Sözlerimi gene Allah belanızı versin diyerek bitirmek istiyorum, Allah hepinizi belasını versin.