ARAMAZSANARAMAYAR

Yükleniyor...

8.1.12

Alkış.

Dersi geçtim, bildiğin 4 yıllık üniversite diploması değerinde kırmızı kartın çıktı bugün.

Hala "temas yok faul yok, adama temas yok, temas olsa kırmızı doğru karardı" diyen insanlara aklım ermiyor. Hakemin kuralları uygulamaktan da önce ilk görevi sporcu sağlığını korumaktır. Bakın tedavi etmek demiyorum, korumak diyorum. Peki nasıl korumak ?

Siz reaktif önlemlerden bahsederken kaçırdığınız nokta şu; reaktif önlemleri sağlık görevlileri, doktorlar alır. Hakemin görevi proaktif süreçde yer almaktır. Dolayısıyla "tehlikeli hareket" diye tabir edilen hareketler bu noktada önümüze çıkar.

Söz konusu pozisyonda, Vincent Company "tehlikeli " bir şekilde kayarak müdehalede bulunduğu aşikar. Bildiğin çift daldı adama, halbuki tabanları rakibe bakmayacak şekilde gayet normal bir kayma ile tereyağdan kıl çeker gibi alırdı Nani'den o topu. Ama kendisi, olası bir temasta rakibinin bileğinde kırılmadık kemik bırakmayacak şekilde girmeyi tercih etti. Burada hakemin "lan adama temas etmedi, etse kötüydü, yerdi kırmızıyı" diye düşünme lüksü yok. Futbolcu sağlığını korumak amaçlı cart diye kırmızı kartı çekmesi muazzam bir davranış. Çünkü burada amaç Nani'nin sağlığını korumak değil, tüm sporcuların gelecekteki sağlığını korumaktır. Bu teşebbüslere kırmızı kart çıktıkca, böyle gereksiz tehlikeli hareketler azalacaktır.

Olayı pek anlamayan arkadaşlara daha basit örnek verecek olursak, ben sana 1 kurşun sıkayım, kurşun sana isabet etmezse ceza almayacak mıyım? İlla öldürmem mi gerek seni?

Veya aynı mantıkla, futbolcunun biri yüzükle maça çıksın, hakemin bu adama sarı kart göstermesi için illa bir ikili mücadelede rakibinin/takım arkadaşının gözünü çıkarması mı gerek?

Biz şimdiden zaten sabıkalı olan Chris Foy'un siciline 1 yeni not daha düştük ama neyse.

Biz bu kafayla gidersek, çok topçumuzun ayağını eline verirler daha.

1 yorum var - ben de yazayım!:

Doruk dedi ki...

Yazı çok güzel olmuş kardeşim. Türkiye Ligi'nde Schuster reyizin sıkça yakındığı üzere kasapların bu kadar bol olmasının sebebi de bu. Yazının içeriğini ayrı, anlatım üslubunu ayrı sevdim. Bi ara, reaktif - proaktif - prefabrik derken aha dedim, prezervatife kadar yolu var.

*bubunecikbu; ailece severek okuyoruz. Hastasıyız.

Ben kim miyim? Suphi - Bir Acayip Adam.